20 Temmuz 2015 Pazartesi

Şampiyonlar Ligi Ön Eleme Maçları Öncesi Fenerbahçe Kadrosu ve Transferleri

Geçtiğimiz yılın temmuz ayına dönüp baktığımızda, şampiyon olmuş bir kulüp, bireysel anlamda gelişmiş bir çok oyuncu, işleyen bir takım düzeni ve bunlara ek olarak Atletico Madrid’le rüya gibi bir sezonu geride bırakmış Diego Ribas’ın transferini görüyoruz. Açıkçası o günlerde futbolla ilgilenen herkes, şampiyonluğun bir numaralı favorisi olarak Fenerbahçe’yi görüyordu ve görmekte de sonuna kadar haklıydı. Lakin sonrasında, Türk Futbolu’nun mottosu haline gelen istikrarsızlık ve sistemsizlik Ersun Yanal’ı Fenerbahçe’den ayırırken, hiç beklenmedik bir şekilde İsmail Kartal’ı teknik direktörlük koltuğuna oturtuyordu. Sezon sonuna geldiğimizde ise, “bu takım teknik direktörsüz de şampiyon olur” diyen Aziz Yıldırım’ın yanıldığını, hem lig sıralaması hem de oynanan futboldan rahatlıkla görebiliyorduk. Ayrıca Fenerbahçe Teknik Direktörlüğü gömleğinin İsmail Kartal’a birkaç beden büyük geldiğini görmemek için kör olmak gerekiyordu ki İsmail Kartal da durumun farkına varmış olsa gerek, sezonun son maçının ardından hiç zaman geçirmeden istifasını veriyordu. Bunlara ek olarak, Galatasaray’la girilen 4. yıldız  mücadelesinin de kaybedilmiş olması, Fenerbahçe ve Galatasaray arasındaki psikolojik üstünlüğün Galatasaray tarafına geçmesini sağlıyordu.

7 Temmuz 2015 Salı

Lukas Podolski Galatasaray'da


Yıllardır gündemimizde olan ama bir türlü transferi için şartlarını yerine getiremediğimiz bir oyuncuydu Lukas Podolski. 2012-2013 sezonu başı Podolski için Galatasaray’ın en istekli olduğu dönemdi ama o tarihlerde Arsenal 12 milyon € bonservis ödeyip transferi gerçekleştirmişti; biz ise aynı dönemde 8.6 milyon € gibi hiç de fena olmayan bir bonservisle Amrabat’ı almıştık. Bugün gelinen noktada ise 2.5 milyon € bonservis ücreti ödeyerek Podolski’yi kadromuza kattık. Ödenen bonservis bedeli, bu çapta bir futbolcu için oldukça makul, hatta 1.5 yıl önce Lucas Ontivero için ödediğimiz bonservisle aynı.

2 Temmuz 2015 Perşembe

Merhaba

Öncelikle başta kendim olmak üzere herkese merhaba diyorum. Yıllar önce açmaya yeltendiğim, hatta ismini ve şablonunu bile hazırladığım bloga yazmaya başlamak bugüne kısmet oldu. Futbol bloglarının hatta blogger olmanın önemini kaybettiği bugünlerde blogda yazmamdaki asıl amacım, yıllar sonra eski yazılara bakıp geçmişte neler düşündüğümü, nasıl heyecanlar yaşadığımı görmek ve kendi adıma ufak bir arşiv oluşturmak. Bu da ilk yazım olarak kayıtlara geçsin.