7 Temmuz 2015 Salı

Lukas Podolski Galatasaray'da


Yıllardır gündemimizde olan ama bir türlü transferi için şartlarını yerine getiremediğimiz bir oyuncuydu Lukas Podolski. 2012-2013 sezonu başı Podolski için Galatasaray’ın en istekli olduğu dönemdi ama o tarihlerde Arsenal 12 milyon € bonservis ödeyip transferi gerçekleştirmişti; biz ise aynı dönemde 8.6 milyon € gibi hiç de fena olmayan bir bonservisle Amrabat’ı almıştık. Bugün gelinen noktada ise 2.5 milyon € bonservis ücreti ödeyerek Podolski’yi kadromuza kattık. Ödenen bonservis bedeli, bu çapta bir futbolcu için oldukça makul, hatta 1.5 yıl önce Lucas Ontivero için ödediğimiz bonservisle aynı.

Podolski, oyun zekası ve taktik disiplin olarak üst düzey bir futbolcu, bu sebepten dolayı bir çok bölgede futbol bilgisi sayesinde oynayabiliyor. En verimli oynadığı pozisyonları ise, 4-2-3-1 sisteminde forvet arkasındaki 3’lünün solu ve 4-3-3 sistemindeki sol forvet olarak belirtebiliriz. Bu iki pozisyon haricinde yardımcı forvet, forvet arkası ve sağ kanat mevkilerinde da oynayabilen bir oyuncu Podolski, fakat bu bölgelerdeki verimliliği sol kanat ve sol forvet mevkilerindeki verimliliğinden oldukça düşük.  Basınımızda Burak Yılmaz’ı da yedekleyebilecek bir oyuncu olarak lanse edilse de, Podolski’nin tek forvet oynaması hem oyuncunun kendi verimini düşürür, hem de takımın hücum gücünü azaltır.

Podolski için geçtiğimiz 3 yılı biraz incelersek, açık bir şekilde her sezonu bir önceki sezonunu aratmış diyebiliriz; zaten bu gerilemeyi milli takımdaki rolünün de zayıflamasından anlayabiliriz.

Aşağıdaki tabloda Poldi’nin her bir sezon için, bulunduğu ülkenin liginde oynadığı toplam maç sayısı, ilk 11’de başladığı maç sayısı, 90 dakika sahada kaldığı maç sayısı ve ilk 11 başladığı maçlarda aldığı ortalama süreyi görüyoruz.







Yukarıdaki tabloda da açıkça görüldüğü gibi, her yıl gitgide daha az ilk 11 başlayan bir oyuncu konumuna düşüyor Podolski, ya da başka bir deyişle ilk 11 oyuncusu olarak geldiği Arsenal’de rotasyon oyuncusu konumuna düşüyor. Arsenal’e transferinin ardından oynadığı ilk sezonda 38 Premier League maçının 33’ünde oynuyor ve bu maçların 25’ine ilk 11’de başlıyor. İkinci Arsenal sezonunda ise 38 Premier League maçının 20’sinde oynuyor ve bu maçların 14’üne ilk 11’de başlıyor. Geçtiğimiz sezon ise işler Poldi için hiç de iyi gitmiyor; ligin ilk yarısında oynadığı Arsenal’de sadece 7 maçta oynuyor, hiçbir maça ilk 11’de başlayamıyor hatta bir sonraki tabloda da görebileceğimiz gibi Premier League’de toplamda sadece 106 dakika şans bulabiliyor. Geçtiğimiz sezonun ikinci yarısında Roberto Mancini’nin Inter’ine kiralanan Podolski, Milano ekibinde 17 maça çıkıyor ve bu maçların 8’ine ilk 11 de başlıyor. Her yıl azalan maç sayısına ek olarak asıl ilginç olan istatistik ise, Podolski’nin son 3 sezonda sadece 9 lig maçında 90 dakika oynayabilmiş olması. Yukarıdaki tablodan görülebilecek diğer bir istatistik ise, Podolski’nin son 3 yılın her birinde ilk 11 oynadığı lig maçlarında aldığı ortalama sürenin hemen hemen aynı olması. Son 3 sezona bakarak Podolski’ye rahatlıkla 75 dakikalık futbolcu diyebiliyoruz. Tabi bu sürenin hep 75 dakika seviyesinde kalması, Türkiye’de de 75 dakika oynayabileceği anlamına gelmiyor, çünkü Premier League ile Spor Toto Süper Lig arasındaki tempo birbirinden siyahla beyaz kadar farklı.

Aşağıdaki tabloda ise, bulunduğu ülkenin liginde oynadığı toplam maç sayısı, gol sayısı, asist sayısı, aldığı toplam süre, gol başına dakika ve asist başına dakika bilgilerini görüyoruz.


Geçtiğimiz sezonu saymazsak gol ve asist anlamında Poldi’nin oldukça etkili olduğunu görüyoruz. Arsenal formasıyla geçirdiği ilk sezonda 180 dakikada 1 gol atıp, 198 dakikada 1 asist yapıyor. Gol ve asist sayılarını maç sayılarıyla da değerlendirirsek 33 maçın 21’ine skor anlamında katkı sağladığını görüyoruz, yani yaklaşık 3 maçta 2 kez skora direkt katkı yaptığını görüyoruz. 2013 – 2014 sezonunda Poldi’nin oynadığı maç sayısının ve aldığı sürenin azaldığını görüyoruz ama gol ve asist ortalamaların yine bir önceki sezondakine benzer şekilde kayıtlara geçtiğini görüyoruz. Geçtiğimiz sezonun Podolski için her anlamda kayıp bir sezon olduğunu yukarıdaki tablodan bir kez daha anlayabiliyoruz. 2014 – 2015 sezonunda Arsenal’de ligde oynadığı 7 maçta aldığı süre sadece 106 dakika. Podolski’nin Arsenal’de gözden düştüğünü aldığı süreden de rahatlıkla farkedebiliyoruz. Geçtiğimiz sezonun ikinci yarısını Inter’de kiralık olarak geçiren Poldi, burada da gol ve asist anlamında eski günlerini mumla aratmış demek sanırım yanlış olmaz.

Alex Ferguson her ne kadar “ istatistik mini etek gibidir, çok şey gösterir ama asıl görülmesi gerekeni göstermez ” dese de yukarıda bahsettiğim istatistikler son 3 sezondaki Podolski’yi anlamak için gayet yeterli. Skora katkısı üst düzey ama devamlılığı olmayan bir oyuncu görüyoruz. Açıkçası Türkiye’de devamlılık anlamında bir sorun yaşayacağını düşünmüyorum. Sakatlanmadığı takdirde bir çok maçı rahatlıkla 90 dakika çıkarabileceğini düşünüyorum. Zaten Alman Milli Takım Hocası Joachim Löw’de, maç kondisyonu ve ritmi kazanması için Podolski’nin Galatasaray’a gitmesi gerektiğini söyleyenlerden. İyi bir Podolski’nin Alman Milli Takımı için ne ifade ettiğini oynadığı 125 maçta attığı 48 golden görebiliriz. Ayrıca Podolski, Milli Takım tarihinde Miroslav Klose ve Gerd Müller’den sonra en çok gol atan oyuncu konumunda.

Geçtiğimiz 3 yılın performans verilerine bakıldığında, Podolski’nin bonservisinin 12 milyon €’dan 2.5 milyon €’ya gerilemesi şaşırtıcı gelmiyor. Podolski şu an 30 yaşında ve sözleşmesi 3+1 yıllık. 3 veya 4 yıl kalacağını varsayarsak, kariyerinin son büyük kontratını yaptığını söyleyebiliriz. Yıllık ücretine baktığımız zaman ise 3 milyon € garanti para ve maç başı 20 bin € alacağını görüyoruz.

Önümüzdeki sezon için gerçekçi beklentim Podolski’nin ligde 10 gol 10 asist barajını geçmesi yönünde. İyi geçecek bir sezonun ardından da Euro 2016’da boy göstereceğini düşünüyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder