20 Temmuz 2015 Pazartesi

Şampiyonlar Ligi Ön Eleme Maçları Öncesi Fenerbahçe Kadrosu ve Transferleri

Geçtiğimiz yılın temmuz ayına dönüp baktığımızda, şampiyon olmuş bir kulüp, bireysel anlamda gelişmiş bir çok oyuncu, işleyen bir takım düzeni ve bunlara ek olarak Atletico Madrid’le rüya gibi bir sezonu geride bırakmış Diego Ribas’ın transferini görüyoruz. Açıkçası o günlerde futbolla ilgilenen herkes, şampiyonluğun bir numaralı favorisi olarak Fenerbahçe’yi görüyordu ve görmekte de sonuna kadar haklıydı. Lakin sonrasında, Türk Futbolu’nun mottosu haline gelen istikrarsızlık ve sistemsizlik Ersun Yanal’ı Fenerbahçe’den ayırırken, hiç beklenmedik bir şekilde İsmail Kartal’ı teknik direktörlük koltuğuna oturtuyordu. Sezon sonuna geldiğimizde ise, “bu takım teknik direktörsüz de şampiyon olur” diyen Aziz Yıldırım’ın yanıldığını, hem lig sıralaması hem de oynanan futboldan rahatlıkla görebiliyorduk. Ayrıca Fenerbahçe Teknik Direktörlüğü gömleğinin İsmail Kartal’a birkaç beden büyük geldiğini görmemek için kör olmak gerekiyordu ki İsmail Kartal da durumun farkına varmış olsa gerek, sezonun son maçının ardından hiç zaman geçirmeden istifasını veriyordu. Bunlara ek olarak, Galatasaray’la girilen 4. yıldız  mücadelesinin de kaybedilmiş olması, Fenerbahçe ve Galatasaray arasındaki psikolojik üstünlüğün Galatasaray tarafına geçmesini sağlıyordu.

Yeni sezon öncesi Fenerbahçe’de yapılan ilk iş Giuliano Terraneo’nun sportif direktör olarak takımın başına gelmesiydi.  Geldiği ilk günlerde Terraneo hakkında bulabildiğimiz tek şey 90’ların sonu ve 2000’lerin başında Lazio ve Inter gibi kulüplerde aynı görevi üstlenmiş olmasıydı. Fakat hiç kimse ilk geldiği günlerde Terraneo’nun transfer yapma konusunda bu kadar büyük bir fenomen olacağını tahmin edemezdi.


Giuliano Terraneo hiç zaman geçirmeden, teknik direktörlük konusunda yapılan bir çok temasın ardından Portekizli Vítor Pereira ile el sıkışıyordu. Pereira’nın kariyerine baktığımızda Porto öncesi alt liglerde takımlar çalıştırdığını görüyoruz. 2010 yazında Porto’da André Villas-Boas’ın yardımcılığına getirilen Pereira, bir sonraki sezonda ise takımın teknik patronu oluyordu. Vítor Pereira’nın Porto’da teknik direktör olarak geçirdiği 2 yılda, 2 şampiyonluk ve 2 de Portekiz Süper Kupası kazandığını görüyoruz. Porto’daki görevinin ardından Arap Yarımadası’na geçerek bir sezon Al-Ahli kulübünü çalıştıran Pereira, geçtiğimiz sezonun devre arasında gittiği Olympiakos’da ise hem ligi hem de kupayı kazanıyordu. 46 yaşındaki Pereira’nın yönettiği takımlardaki oyun formatına baktığımızda ise, Porto’da 4-3-3, Olympiakos’da ise 4-2-3-1 oynattığını görüyoruz.


Terraneo ve Pereira’nın yapılacak transferler öncesi ilk iş olarak bir çok oyuncuyu takımdan gönderdiğini gördük. Yeni sezon öncesi sözleşmeleri biten Pierre Webo, Selçuk Şahin, Mert Günok, Bekir İrtegün, Egemen Korkmaz ve Emre Belözoğlu ile yeni sözleşme yapılmazken, takımda düşünülmeyen Emmanuel Emenike’nin de kiralık olarak Al-Ain kulübüne gönderildiğini görüyoruz. Takımdan ayrılan bir diğer isim Dirk Kuyt ise sezon sonu gelmeden eski kulübü Feyenoord ile anlaştığını duyurmuştu.

2015-2016 transfer sezonu henüz bitmemesine rağmen, transfer şampiyonu olarak Fenerbahçe’yi göstermek hiç de yanlış sayılmaz. Şu ana kadar kadrosunu Şener Özbayraklı, Fernandão, Simon Kjaer, Abdoulaye Ba, Fabiano, Nani, Josef de Souza ve Robin van Persie ile takviye eden Fenerbahçe’de, geçtiğimiz yıllarda kiralık oynayan Miroslav Stoch ve Ertuğrul Taşkıran’ın da dönmesiyle  birlikte takımın çehresinin büyük ölçüde değiştiğini görüyoruz.  

8 yeni transferi biraz daha yakından tanıyalım:

Şener Özbayraklı: Yıllarca Gökhan Gönül’e alternatif arayan Fenerbahçe, sonunda doğru adamı buldu diyebiliriz. Hatta geçtiğimiz 3 yıldaki performansına bakarak rahatlıkla ilk 11 oyuncusu olarak da düşünülebilecek bir oyuncu. Açıkçası Şener gibi bir oyuncuyu 1.6 milyon € bonservisle transfer etmek, bir önceki sezon Galatasaray’ın Tarık Çamdal için 4.75 milyon € bonservis bedeli ödediği de dikkate alındığında mükemmel bir transfer hamlesi olarak dikkat çekiyor.


Fernandão: Geçtiğimiz sezonu 22 gol atarak gol kralı olarak kapatan Fernandao’nun, sezon sonunda büyük takımlardan birine transfer olması kaçınılmazdı. Geçtiğimiz sezon sık sık Galatasaray’ın da gündemine gelen Fernandao, transfer döneminin açılmasıyla birlikte zaman geçirmeden Fenerbahçe’ye imza attı. Bir çok Brezilyalı futbolcuda olduğu gibi, transfer öncesi Fernandão’nun da bonservisinin bir kısmı menajerinin elinde bulunmaktaydı. Bu transfer için Atletico Paranaense kulübüne 3.5 milyon €, menajerine de çok net bir açıklama yapılmış olmamasına rağmen 4.7 milyon € ödeneceği söyleniyor. Fernandão’nun büyük takımların eksikliğini hissettiği pivot santrafor tipinde bir oyuncu olduğunu söyleyebiliriz. En önemli özellikleri fizik gücü ve hava topu hakimiyeti olan Fernandão’nun, bitiricilik anlamında da Fenerbahçe’nin ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayabilecek bir oyuncu olduğunu Bursaspor performansına bakarak görebiliyoruz.


Simon Kjaer: Geçtiğimiz 2 sezonu Fransa’nın Lille kulübünde tamamlayan 26 yaşındaki oyuncu için, Fenerbahçe’nin ödediği bonservis bedeli 7.65 milyon € olarak göze çarpıyor. Ülkesi Danimarka dışında şu ana kadar İtalya, Almanya ve Fransa gibi 3 farkı ülkede oynayan Kjaer’in en iyi yıllarını Palermo ve Lille’de geçirdiğini, sonraki sezonlarda yaptığı transferlerdeki bonservis bedellerine bakarak da anlayabiliyoruz.  Palermo’dan Wolfsburg’a 12 milyon € gibi hatrı sayılır bir bonservisle transfer olduğunun da altını çizelim. 1.89 m’lik boyunun da etkisiyle hava toplarında etkili bir isim olan Kjaer, yerden oyunda da yeterli bir isim, ayrıca uzun boyuna rağmen çevik bir oyuncu olduğunu da söylemek lazım. Tıpkı Galatasaraylı Chedjou gibi Kjaer de yanında lider özellikli bir stoperle oynadığı zaman daha verimli olan bir isim. Her iki oyuncunun da Lille’de Marco Basa ile birlikte oynarken iyi dönemlerini geçirdiklerini de hatırlatmak lazım. Birlikte oynayacağı Bruno Alves’in savunmaya güçlü bir liderlik  yapması durumunda, Fenerbahçe için önümüzdeki sezonun defansif anlamda güzel geçeceği söylenebilir.


Abdoulaye Ba: Kariyerinin büyük bölümünü kiralık olarak geçirmiş 24 yaşındaki Senegalli stoper, Porto’dan kiralık olarak takıma katılan bir oyuncu. Daha önce Portekiz temsilcileri Academica ve Vitoria Guimares kulüplerinin formalarını kiralık olarak giyen Ba, geçtiğimiz sene de yine kiralık olarak Rayo Vallecano formasını 20 kez sırtına geçirmiş bir isim. Porto gibi yetenek avcısı bir kulüp, yetiştirebileceği ve geliştirebileceği bir ismi kolay kolay göndermez. Bu açıdan bakarsak Porto’nun oyuncudan umudu olmadığını görüyoruz. Fenerbahçe’nin de düşük maliyetli rotasyon oyuncusu olarak düşündüğü bir isim Abdoulaye Ba. Ayrıca oyuncu için Fenerbahçe kiralama bedeli ödemeyecek, sadece maaşını verecek.


Fabiano: Geçtiğimiz sezon Helton iyileşene kadar Porto’nun kalesini koruyan Fabiano, bu sürede oynadığı 27 maçta sadece 11 gol yemiş bir isim. Porto’da geçirdiği 3 sezonda, sadece Helton’un sakat olduğu dönemlerde forma bulabilmiş Fabiano. Porto’da bu sezon için düşünülmeyen oyuncu, Fenerbahçe’de Volkan Demirel ile forma rekabetine girecek. Açıkçası iki oyuncuyu kıyaslarsak her ne kadar geçtiğimiz yıl basit goller yese de Volkan’ın önde olduğunu görüyoruz. Fabiano için, Volkan çok saçma goller yemedikçe kaleye geçmesi mümkün değil diyebiliriz. Ayrıca Abdoulaye Ba’da olduğu gibi, oyuncu için Fenerbahçe kiralama bedeli ödemeyecek, sadece maaşını verecek.


Nani: Cristiano Ronaldo’nun Manchester United’dan ayrılmasını takip eden iki sezonda, United’ın değişmez oyuncusu olmuş, gol ve asist anlamında kariyerinin en iyi dönemlerini yaşamıştı  Nani. 7 sezon geçirdiği Manchester ekibinde yerini kaptırma sebebini, sık yaşadığı sakatlıklar olarak gösterebiliriz. United’daki son 2 sezonunda toplam 22 lig maçına çıkabilen Nani, Louis van Gaal’in takımı başına geçmesiyle birlikte gözden çıkarılan isimler arasında kendine yer buldu. Geçtiğimiz sezon Sporting Lizbon’da kiralık oynayan oyuncu, 27 lig maçında 7 gol 6 asistlik bir performans sergileyerek eski günlerine döndüğünün sinyallerini vermişti. Hız ve teknik anlamında kusursuz bir kanat oyuncusu olan Nani için ödenen 6 milyon € bonservis, bu kalibrede bir oyuncu için oldukça makul. Ayrıca Nani’nin henüz 28 yaşında olduğu da düşünüldüğünde, en az 5 yıl üst düzey oynayabileceğini görüyoruz.


Josef de Souza: 8 milyon € gibi hatırı sayılır bir bonservis bedeli ödenerek São Paolo’dan alınan oyuncu, defansif orta saha pozisyonunda oynuyor. Kendisi hakkında söylenen şeyler ağırlıklı olarak Mehmet Topal tipinde, daha çok defansla orta saha arasında oynayan kesici bir oyuncu olduğu yönünde. Açıkçası bu denli yüksek bonservis bedeli ödenmiş bir oyuncunun rotasyon oyuncusu olarak transfer edilmemiş olması gerekiyor, lakin Mehmet Topal’ın varlığında Josef de Souza kendisine nerede yer bulur bunu da zaman gösterecek. Abdoulaye Ba ve Fabiano gibi Souza da yolu Porto’da geçenlerden. Yine söylemekte yarar var, Porto gibi taşın suyunu sıkıp ondan bile faydalanan bir kulübün, faydalanmadan gönderdiği bir oyuncuya 8 milyon € verip almak ne derece doğru tartışılır.


Robin van Persie: Bu sezonun sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da da en çok ses getiren transferlerden biri oldu van Persie transferi. 6.5 milyon € bonservis ödenerek Manchester United’dan alınan oyuncu, Fenerbahçe’den yılda 4.9 milyon € garanti para artı maç başı 20 bin € alacak. Transferin maddi boyutlarına baktığımızda geri dönüşü olamayacak bir yatırım olduğunu görüyoruz. 32 yaşındaki bir oyuncuya böylesine paralar vermek, örnek almamız gereken Porto gibi Shaktar Donetsk gibi kulüplerde göremeyeceğimiz işler. İşin sahadaki kısmına dönersek, van Persie’nin futbolcuğundan kimsenin şüphesi olamaz. Hem Premier Lig’de hem de Hollanda Milli Takımı’nda yaptığı işler ortada. Sakatlık yaşamazsa çok yüksek gol ve asist sayılarına ulaşması garanti bir isim, ayrıca Arsene Wenger’in van Persie için “çalıştığım en yetenekli oyunculardan biri” demesi de bize futbolculuğu hakkında konuşacak bir şey bırakmıyor.


Yeni transferleri de inceledikten sonra, önümüzdeki sezon Fenerbahçe’nin nasıl bir formasyonda oynayacağı hakkında fikir sahibi olabilmek için kadroda oyunculara da bir göz atalım.

Kaleci: Volkan Demirel, Fabiano, Ertuğrul Taşkıran

Sağ Bek: Gökhan Gönül, Şener Özbayraklı, Mehmet Topuz*

Sol Bek: Caner Erkin, Hasan Ali Kaldırım, Michal Kadlec*

Stoper: Bruno Alves, Simon Kjaer, Abdoulaye Ba, Michal Kadlec

Merkez Orta Saha: Mehmet Topal, Josef de Souza, Raul Meireles, Samuel Holmén, Alper Potuk*, Diego, Mehmet Topuz

Sağ Kanat: Nani*, Milos Krasic, Mehmet Topuz

Sol Kanat: Miroslav Stoch, Alper Potuk, Nani, Moussa Sow*

Forvet: Robin van Persie, Fernandão, Moussa Sow

(Yanında * bulunan isimler birden fazla pozisyon için değerlendirilmiş oyunculardır)

Yazının başında da belirtildiği gibi Vitor Pereira bundan önce çalıştırdığı takımlarda 4-3-3 ve 4-2-3-1 sistemlerini oynatmış bir teknik direktör. Fenerbahçe’deki kadro yapısına baktığımızda ise, Pereira’nın birden fazla dizilişte Fenerbahçe’yi oynatması gerektiğini görüyoruz. Özellikle forvet bölgesine yapılan transferler ve maliyetleri, takımı çift forvet oynamaya yönlendiriyor diyebiliriz. Fernandão’nun en uçta, van Persie’nin ise daha arkada olduğu çift forvetli bir sistem en uygun diziliş gibi görünüyor. Fenerbahçe bu şekilde 4-4-2 oynadığı takdirde, merkez orta saha rolünde daha defansif iki oyuncuyu oynatmak zorunda kalacak ve Diego bu sistemde saf dışı kalacak. Hem 4-4-2’de hem de Diego’da ısrar edilmesi durumunda ise orta sahanın çok yumuşak kalacağını söylemek çok da zor olmayacaktır. Ayrıca 4-4-2 düzeninde kanat oyuncularının da daha dengeli oyuncular olması gerektiğini düşünürsek, Fenerbahçe’nin savunma anlamında 4-4-2 de çok zorlanacağını görüyüroz. Forvetlere baktığımız zaman ideal sistem gibi görünen 4-4-2, kadronun geneline baktığımızda ise ideal sistem olmaktan çıkıyor.

Kadronun tamamına baktığımızda, Fenerbahçe için ideal sistemin 4-2-3-1 olduğunu söyleyebiliriz. Bir çok oyuncunun farklı pozisyonlarda da oynayabileceğini de göz önünde bulundurarak 4-2-3-1 formasyonunda bol alternatifli bir kadro görüyoruz. Forvet bölgesi için yukarıda belirtilen 3 oyuncu da, tek forvet oynayabilecek isimler. Buna ek olarak van Persie’yi forvet arkası 3’lünün hem solunda hem de ortasında, Moussa Sow’u da forvet arkası 3’lünün solunda görmek futbolseverleri şaşırtmayacak hamleler olacaktır. Bu sistemde Diego da en verimli olduğu pozisyonda oynayacak ve takıma yaratıcılık katacak oyuncuların başında gelecektir.  Sağ kanat ve sol kanat için yukarıda değinilen oyuncuların hepsi düşünülebilir fakat sağ kanat için öncelik Nani olacaktır. Forma rekabetinin en sıcak olduğu bölgelerin başında ise sol kanat poziyonunu görüyoruz. Geçtiğimiz iki sezonu devşirme olarak sol kanatta geçiren Sow dışında, skora katkı anlamında Stoch ön plana çıkarken, takım oyunu ve defansif olarak da Alper Potuk ön plana çıkıyor. Defansın önündeki 2’lide Mehmet Topal’ı banko yazıp yanına da Meireles veya Josef de Souza’yı yazabiliriz, hatta sol kanatta düşünülmediği zamanlarda hızlı ve dikine çıkışlarıyla Alper Potuk da bu bölgenin önemli oyuncularından biri olabilir. Defans 4’lüsünde sürpriz olmayacağını, sakatlık ve ceza olmadığı zamanlarda Gökhan Gönül, Bruno Alves, Simon Kjaer ve Caner Erkin şeklinde bir yerleşim görüleceğini söylemek zor olmaz. Kale için de tecrübesiyle Volkan’ın bir adım önde olduğunu söyleyebiliriz.


Her ne kadar yıldızlarla dolu bir kadro inşa etse de, Şampiyonlar Ligi 3. Ön Eleme maçlarında Shaktar Donetsk karşısında Fenerbahçe’nin işi çok zor. Donetsk temisilcisi, Douglas Costa ve Luiz Adriano gibi yıldızlarını kaybetse de; baktığımızda oturmuş bir kadro, oturmuş bir oyun sistemi ve yıllarca geri getirmeye çalıştığımız Mircea Lucescu ismini görüyoruz. Ayrıca Fenerbahçe maçları öncesi Shaktar’ın 2 tane lig maçı yapacağını ve fizik kondisyon olarak daha hazır olacağının altını çizelim.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder