15 Ağustos 2015 Cumartesi

2015 - 2016 Sezonu Öncesi Galatasaray Değerlendirmesi

Kâbus gibi başlayıp rüya gibi biten ve 4.yıldızla taç yapılan 2014/2015 futbol sezonunun ardından, ilk ciddi sınavını Süper Kupa finalinde Bursaspor’a karşı veren ve bu kupayı da kazanan Galatasaray’da, kazanılan 3 kupaya rağmen umutsuzluk ve kaos hakim. Geçtiğimiz sezon Hamza Hamzaoğlu ile büyük bir çıkış yakalayan, hatta puan ortalaması olarak tarihin en iyi dönemlerinden birini yaşayan Galatasaray’da, alınan puanlarla oynanan futbol arasında çok büyük bir ters orantı gördük. Zaten şampiyonluğun baş mimarı Muslera olunca, söylenecek pek bir söz de kalmıyor oynanan futbol için.

Galatasaray adına son dönemde rahatsızlık veren konulardan bir tanesi de, sevinçlerin Fenerbahçe üzerinden yaşanması oldu. Buna örnek olarak Sneijder’in şampiyonluk kutlamaları esnasında “Fener Ağlama” temalı şarkısı ve kulübün GS Store’larda “Fener Ağlama” konseptli t-shirtler basması oldu. Kurucusu Ali Sami Yen’in “Maksadımız İngilizler gibi toplu bir hâlde oynamak, bir renge ve bir isme mâlik olmak ve Türk olmayan takımları yenmek” gibi global bir vizyon koyduğu Galatasaray’da kazanılan şampiyonluğun ardından Fenerbahçe ile uğraşmak kulübün ilkeleriyle oldukça ters düşen hareketler oldu. Son dönemde Türkiye’de sıkça gördüğümüz yerelleşme ve sıradanlaşmanın futbolumuzun ve kulüplerimizin üzerine de sirayet ettiğini görüyoruz.

Yeni sezon formalarına da baktığımızda 4. yıldızın garip bir şekilde diğer 3 yıldızın üzerinde durduğunu görüyoruz. Bu durum, “Nike formaları sezon bitmeden basamaya başladı”  şeklinde örtbas edildi ama sezon sonu formalara yıldız ekleyebilen Nike’ın, potansiyel 4.yıldızın alınacağı bir sezonda, formaları önce yıldızsız üretip daha sonra lig sıralamasına göre yıldız basması daha doğru bir yaklaşım olacaktı.



Yeni gelen Dursun Özbek yönetiminin de 4. yıldız rüzgarını iyi yönetebildiğini göremiyoruz. Ligimizin kalitesine göre oldukça yüksek olan yayın geliri ve Şampiyonlar Ligi yayın gelirlerine rağmen eksik bölgelere transfer yapılmadığını görüyoruz. Ayrıca kısa bir süre futbol şubesinin başında kalabilen Cüneyt Tanman’ın da taraftarı çıldırtacak açıklamaları, özellikle Sabri - Maxi Pereira kıyaslaması, kendi sonunu hazırladı ve görevden ayrıldı. İlginç olan şey ise Cüneyt Tanman’ın yerine, Dursun Özbek’in kardeşi Mehmet Özbek’in gelmesi oldu. UEFA Kupası ve Süper Kupa’nın alındığı yıllardan, hatta 3. yıldızın takılıdığı 2001/2002 sezonundan da gördüğümüz üzere Galatasaray’da başarı bir türlü yönetilemiyor.

Saha dışı konuları bırakıp, mevcut Galatasaray kadrosu hakkında konuşmadan önce, kulüpten ayrılan futbolculara bir göz atalım.


Giden oyunculara bakıldığında, hepsinin yerinin rahatlıkla doldurulabileceğini görüyoruz. Fakat yetersiz kanat rotasyonuna bakıldığında, Amrabat ve Bruma’dan birinin takımda kalması, 3 kulvarda yarışacak Galatasaray için kadro derinliği açısından daha yararlı olurdu. Takımdan kiralık olarak ayrılıp Real Sociedad’a katılan Bruma için 1.9 milyon € kiralama ücreti alınırken, 7.5 milyon €’da satın alma opsiyonu bulunmakta.  

Stoper mevkisi için de yetersiz kadro derinliği bulunan Galatasaray’da, rotasyon oyuncusu olarak kadroda tutulacak Dany bir çok maçta faydalı olabilirdi. Galatasaray adına kazançların en büyüğü ise Aydın Yılmaz’ın takımdan ayrılması oldu. 2005/2006 sezonunda Konyaspor’a attığı golün ekmeğini yıllarca yemesinin ardından, 2011/2012 sezonudaki performansı ile yine kendine kadroda yer bulan Aydın için, geç kalınmış ayrılık nihayet bu sezon gerçekleşti. Kasımpaşa’da nasıl bir performans sergileyeceği büyük bir merak konusu olsa da, tahminler Kasımpaşa’da da barınamayacağı yönünde. Furkan Özçal ise bonservissiz alınarak, son 3 yıldaki kiralama ücretleriyle takıma 1.2 milyon € kazandırmış bir isim. Sözleşmeleri biten Gökhan Zan ve Goran Pandev ile sözleşme yenilenmezken; Oğuzhan Kayar, Endoğan Adili, Berk İsmail Ünsal ve Sercan Yıldırım kiralanan isimler oldu. Yine kadrodaki forvet sayısının azlığından dolayı, Mancini’nin sıkça şans verdiği Berk İsmail Ünsal kadroda tutulabilirdi.

Yekta ve Dzemaili’nin de kadroda düşünülmeyen oyuncular olduğunu hatırlatalım.

Yabancı sınırının kalkmasıyla birlikte iş yapabilecek ucuz yabancı oyuncular, hatta bir kaç tane de yıldız oyuncu bekleyen Galatasaray Taraftarı’nın hevesi bu sezonluk kursağında kaldı diyebiliriz. Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın yüksek profilli transferlerine sadece Podolski ile az da olsa cevap verilebildi. Aşağıdaki tabloda kulübe katılan oyuncuları görüyoruz.


Yeni transferlere baktığımızda direk ilk 11’de oynayabilecek tek oyuncu olarak Lukas Podolski’yi görüyoruz. Podolski için en ideal bölge 4-2-3-1 sistemindeki sol açık ve 4-3-3 sitemindeki sol forvet pozisyonları olarak öne çıkıyor. Podolski ile ilgili geçmişteki en büyük sıkıntı sezon içi devamlılığının olmaması. Podolski hakkında detaylı bir yazıyı, blogda daha önce yazdığım Lukas Podolski Galatasaray'da başlıklı yazıda okuyabilirsiniz.

Hazırlık maçlarındaki izlenimler doğrultusunda Lionel Carole için çok yönlü ve futbolu çok iyi bilen bir oyuncu olduğunu söyleyebiliriz, fundamental özellikleri de ayrıca Türkiye ortalamasının çok üzerinde. Sezon ortasına doğru Carole için daha çok şey söyleyebiliriz fakat şimdiden scouting ekibinin büyük başarısı olarak niteleyebiliriz.

Bilal Kısa ise yıllanmış şarap misali Akhisar’daki çıkışının ardından, 32 yaşında tekrar İstanbul yolunu tuttu. Kusursuz oyun görüşü, şut ve pas yetenekleri artıları olarak söylenebilirken, fiziksel özellikleri ise eksi hanesine yazılabilir.  Ama sezon içinde muhakkak etkili olacaktır, sonradan oyuna girip 2-3 maç çözmesi bile şampiyonluk yolunda etkili olabilir.

Jem Karacan için şu an için söylenebilecek tek şey, yabancı sınırı varken Football Manager serisinde Türkiye’de takım çalıştıran oyuncuların vazgeçilmezlerinden biri olduğu gerçeğidir. Oyundaki profilinden konuşacak olursak, stamina (dayanıklılık) değerinin 20 üzerinden 20 olması savaşçı bir oyuncu olduğunu gösteriyor. Tabi geçtiğimiz sezonun neredeyse tamamını sakat geçirmesi fiziksel özellikleri konusunda da kafalarda soru işareti yaratıyor.

José Rodriguez ise geçtiğimiz yılı Deportivo La Coruna kulübünde kiralık geçirmiş ve ilk 11’in istikrarlı oyuncularından biri olmuştu. Bedelsiz bir şekilde Galatasaray’a transferi yine bir transfer başarısı olarak görünüyor.  José Rodriguez’i, geleceği düşünerek yapılmış bir transfer olarak düşünmek daha doğru olacaktır.

Kadroyu değerlendirmeden önce Felipe Melo için de bir paragraf açmak gerekiyor. TT Arena’daki şampiyonluk kutlamalarında sergilediği mutsuz tavırları, Türkiye Kupası Finali’nde Sabri Sarıoğlu ile kavgası ve sezonun başlamasına 2 gün kalana dek çıkan transfer haberleri ile Galatasaray’da geçtiğimiz 2 aya damgasını vuran isim Felipe Melo’dan başkası değildi. İşin ilginç yanı ise kulübü bu kadar zor duruma düşüren Melo ile 2019 yılı sonuna kadar sürecek yıllık garanti 2.6 milyon €’luk uzun bir sözleşme imzalanması oldu. Sözleşmede, “taraflar her sezon sonunda sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetme hakkına sahiptir” gibi bir madde olması da aslında çok ilginç. Bu maddeyle kulüp “gelecek için oyuncuya inanmıyorum ama başka birini bulamazsam oynatırım” derken, Melo ise “daha iyi bir sözleşme bulamazsam Galatasaray’da kalırım” diyor. Burada Felipe Melo’yu gerçekten tebrik etmek lazım, çünkü Galatasaray’ı istediği gibi yönlendirdi, kontratı kaptı; Galatasaray yönetimi ise beceriksizliklerine yeni bir halka daha eklemiş oldu. Olaya sportif açıdan baktığımızda, Galatasaray yönetimi Melo’dan daha iyi bir oyuncu alabilecek vizyona sahip olmadığı için, Melo’nun kalması tüm beceriksizliklere rağmen isabet oldu diyebiliriz. Melo’nun kalması ayrıca 4 yıllık iskeletin de bozulmaması anlamına geliyor.

Yeni transferlere değindikten sonra, önümüzdeki sezonun kadro yapısını görmek için takımdaki oyuncuları göz atalım:

Kaleci: Fernando Muslera, Eray İşçan, İsmail Çipe

Sağ Bek: Sabri Sarıoğlu, Tarık Çamdal*

Sol Bek: Alex Telles, Lionel Carole, Hakan Balta*, Tarık Çamdal, Olcan Adin*

Stoper: Semih Kaya, Aurelien Chedjou, Koray Günter, Hakan Balta

Merkez Defansif Orta Saha: Felipe Melo, Selçuk İnan, José Rodriguez, Hamit Altıntop, Jem Karacan, Bilal Kısa*, Emre Çolak*

Merkez Ofansif Orta Saha: Wesley Sneijder, Emre Çolak, Bilal Kısa

Sağ Kanat: Yasin Öztekin*, Sinan Gümüş*, Olcan Adin, Umut Bulut*

Sol Kanat: Lukas Podolski*, Yasin Öztekin, Olcan Adin*

Forvet: Burak Yılmaz, Umut Bulut, Lukas Podolski, Sinan Gümüş

(Yanında * bulunan isimler birden fazla pozisyon için değerlendirilmiş oyunculardır)

Kalede Fernando Muslera’nın varlığı güven verse de, yedek kaleci anlamında çok büyük yetersizlik görüyoruz. Son günlerde çıkan Cenk Gönen haberleri doğru çıkarsa Galatasaray yedek kaleci anlamında da sıkıntı yaşamaz ve sorunsuz bir kaleci rotasyonuna sahip olur. Şu an için konuşacak olursak 1 yedek kaleci transferinin şart olduğunu görüyouz.

Sağ Bek pozisyonunu incelediğimizde oyuncuların uluslararası seviyenin oyuncuları olmadığını görüyoruz. Sezon öncesi Sabri’yle yapılan sözleşme ve maaşındaki büyük artış da taraftarın tepkisini çeken diğer bir konu. Sağ bek pozisyonuna da bir tane üst düzey oyuncu gerekiyor. Maxi Pereira, Glen Johnson ve Dani Alves gibi sözleşmesi biten oyuncuları kaçırdıktan sonra, artık bonservisi olan oyunculara yönelecek olan Galatasaray’da ucuz ve kaliteli sağ bek treni kaçmış gibi görünüyor.

Sol Bek pozisyonu Galatasaray için problemin olmadığı bölgelerden biri. Başta Alex Telles olmak üzere,  Carole ve diğer oyuncularla birlikte geniş bir rotasyon bulunmakta.

Stoper bölgesinde ise hem nicelik hem de nitelik anlamında eksik bulunmakta. Geçen sezonu şampiyonluk yarışı içindeki takımlar arasında en çok gol yiyen takım olarak tamamlayan Galatasaray’da stoper bölgesine lider özellikli ve yüksek profilli bir oyuncu alınması gerekiyordu. Geçtiğimiz yılki Şampiyonlar Ligi maçlarını da düşündüğümüzde stoper transferinin ne kadar olmazsa olmaz olduğunu daha kolay söyleyebiliyoruz. Şu an için baktığımızda stoper bölgesine de 1 transfer gerekiyor.

Felipe Melo’nun da takımda kalmasıyla Galatasaray’ın sıkıntı yaşamayacağı diğer bir bölge de 4-2-3-1 sistemindeki 2’li. Son 4 yılı Melo – Selçuk ikilisiyle geçiren Galatasaray, önümüzdeki yıl da bu ikiliyi bozmayacak. Alternatif olarak da bir çok oyuncunun bulunduğu bu bölgede gayet yeterli bir kadro derinliği bulunmakta.

Merkez ofansif orta saha bölgesinde Sneijder gibi bir yıldıza sahip olan Galatasaray’da,  Bilal ve Emre Çolak’ın kadro derinliği açısından yeterli olduğunu söyleyebiliriz. Hatta Podolski bile zaman zaman bu bölgede kullanılabilir.

Sol kanat pozisyonunda Lukas Podolski öne çıkarken, bu bölgede yedek oyuncu anlamında sıkıntı yaşanabilir. Yasin’in de sağ kanatta oynayacağını düşünürsek bu bölge için Olcan yedek oyuncu olarak düşünülebilir. Emre Çolak ve Alex Telles’i de zaman zaman bu bölgede gördük ama ikisi de sol kanat için yeterli oyuncular değil.

Sağ kanatta ise geçtiğimiz yıl sol kanatta harikalar yaratan Yasin Öztekin’i görüyoruz. Bu bölgede de rahatlıkla oynayabilecek Yasin için en verimli pozisyonu sol kanat olarak söylemek yanlış olmaz. Sol kanatta oynarken topu içe çekip kendine şut fırsatları yaratan Yasin’in, sağ kanatta soldaki kadar verimli olmayacağı düşüncesindeyim. Yedek oyuncu olarak da Sinan Gümüş, Olcan ve Umut Bulut’u görüyoruz bu bölgede. Yazının başında da belirttiğim gibi Amrabat ve Bruma’nın ikisinin birden ayrılması kanat oyuncusu rotasyonunda büyük sıkıntılar çıkaracaktır, o yüzden bir tane üst düzey oyuncu da sağ kanat pozisonuna gerekiyor. Böylelikle Yasin Öztekin ve Podolski üzerindeki yük de hafifleyecektir.

Forvet bölgesi ise Galatasaray için adeta kanayan yara. Top kontrolü ve kafa vuruşu olmayan Burak Yılmaz bu bölgede ilk tercih olarak göze çarpıyor. Yedeği Umut ise Burak’tan da beter. Sinan Gümüş’e bu bölgede şans verilmesi durumunda ise Burak’tan ve Umut’tan daha iyi performans sergileyebileceği düşüncesindeyim. Şampiyonlar Ligi oynayacak Galatasaray’da forvet bölgesine 1 tane üst düzey transfer gerekiyor. İbrahimoviç iddialarının ve taraftar da beklentinin oluştuğu bu transfer sezonunda en olmazsa olmaz transferlerden biri forvet transferi olacaktır. Burak oynadığı zaman hücumda top tutup takımı rahatlatamadığı gibi, kendisine gelen topları da ayağından 3-4 m açarak ancak kontrol edebiliyor. Umut Bulut’un ise oyun zekası her yıl azalıyor. Normalde futbolcuların yaşlandıkça fiziksel özellikleri düşüp mental özellikleri gelişirken, Umut için hem fiziksel hem de mental özelliklerinin düştüğünü söyleyebiliyoruz. Geçtiğimiz yıl Hamza Hoca’nın facia tercihlerinden biri de Umut’u sağ kanatta oynatmaktı, zaten sonuçlar da ne kadar başarısız bir tercih olduğunu gözler önüne çıkardı. Forvet bölgesini değerlendirdiğimizde çıkan sonuç bir tane çok kaliteli transfer yapılması gerekliliği olarak göze çarpıyor.

Eldeki mevcut kadroya bakılınca transfer gereken bölgeler; yedek kaleci, sağ bek, stoper, sağ kanat ve forvet olarak göze çarpıyor.

Hamza Hamzaoğlu 4-2-3-1 sistemini benimsemiş bir hoca. Bu sistemi de göz önünde bulundurunca, eldeki oyuncularla en ideal kadro aşağıdaki gibi olacaktır.



Geçtiğimiz sezon gelen şampiyonluk hem hocanın hem de yönetimin yanlış çıkarımlar yaptığını gösteriyor. Şampiyon olan bir takım olarak, Podolski hariç sadece rotasyon oyuncuları alarak geçirilen bir transfer sezonu yaşıyoruz. Kaldı ki Podolski olmasaydı da Yasin sol kanatta zaten çok etkili bir isimdi. Eğer sağ kanat için bir oyuncu transfer edilmeyecekse, Podolski transferi yerine eli yüzü düzgün bir sağ kanat oyuncusu almış olmak daha mantıklı bir hamle olacaktı. Galatasaray’ın şu halinin bile Türkiye Ligi için 5 tane iyi oyuncuya ihtiyacı varken, Şampiyonlar Ligi’nde çekilecek zor bir grupta Galatasaray’ın şansının olduğunu düşünmüyorum. Kura şansı çok yüksek bir takım Galatasaray ama geçtiğimiz yılki Anderlecht maçları, Şampiyonlar Ligi’nde her maçın zor olduğunu bir kez daha gözler önüne sermişti.

Bursaspor karşısındaki Süper Kupa Finali’nde yine oyun olarak sahaya bir şey koyamayan Galatasaray, biraz kaleci hatası, biraz defans hatası ve biraz da Yasin’in yeteneğiyle kilidi açıp kupayı almıştı. Süper Kupa maçındaki kötü oyun, taraftarın umutsuzluğa kapılmasına sebebiyet verdi. Geçtiğimiz yıldan beri süre gelen bu kötü futbol devam ederse Galatasaray’ı iyi günlerin beklemediğini söylemek pek de yanlış olmaz. Önümüzdeki sezon Galatasaray adına belirleyici performanlar yine Muslera ve Sneijder’in performansları olacaktır.

Geçtiğimiz sezonla bu sezonu kıyaslarsak Galatasaray’ın rakiplerinin daha güçlü olduklarını, Galatasaray’ın ise yerinde saydığını görüyoruz. Yaptığı 10 transferle Fenerbahçe bu sezonun favorisi gibi görünüyor. Beşiktaş ise yaptığı nokta transferlere rağmen stad konusundaki belirsizlikten dolayı yine 3.lük adayı. Galatasaray saha içinde takım olmayı başarır, gereken takviyelerden de bazıları yapılırsa ligde Fenerbahçe ile zirve yarışı yapar, ama Avrupa’da bu sezon Galatasaray’ın çok iyi sonuçlar alamayacağı düşüncesindeyim.

Yazıyı herkese keyifli bir futbol sezonu dileyerek noktalıyorum.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder