Kâbus gibi başlayıp rüya gibi
biten ve 4.yıldızla taç yapılan 2014/2015 futbol sezonunun ardından, ilk ciddi
sınavını Süper Kupa finalinde Bursaspor’a karşı veren ve bu kupayı da kazanan Galatasaray’da,
kazanılan 3 kupaya rağmen umutsuzluk ve kaos hakim. Geçtiğimiz sezon Hamza
Hamzaoğlu ile büyük bir çıkış yakalayan, hatta puan ortalaması olarak tarihin
en iyi dönemlerinden birini yaşayan Galatasaray’da, alınan puanlarla oynanan futbol
arasında çok büyük bir ters orantı gördük. Zaten şampiyonluğun baş mimarı
Muslera olunca, söylenecek pek bir söz de kalmıyor oynanan futbol için.
Galatasaray adına son dönemde
rahatsızlık veren konulardan bir tanesi de, sevinçlerin Fenerbahçe üzerinden
yaşanması oldu. Buna örnek olarak Sneijder’in şampiyonluk kutlamaları esnasında
“Fener Ağlama” temalı şarkısı ve kulübün GS Store’larda “Fener Ağlama”
konseptli t-shirtler basması oldu. Kurucusu Ali Sami Yen’in “Maksadımız
İngilizler gibi toplu bir hâlde oynamak, bir renge ve bir isme mâlik olmak ve
Türk olmayan takımları yenmek” gibi global bir vizyon koyduğu Galatasaray’da
kazanılan şampiyonluğun ardından Fenerbahçe ile uğraşmak kulübün ilkeleriyle
oldukça ters düşen hareketler oldu. Son dönemde Türkiye’de sıkça gördüğümüz
yerelleşme ve sıradanlaşmanın futbolumuzun ve kulüplerimizin üzerine de sirayet
ettiğini görüyoruz.
Yeni sezon formalarına da
baktığımızda 4. yıldızın garip bir şekilde diğer 3 yıldızın üzerinde durduğunu
görüyoruz. Bu durum, “Nike formaları sezon bitmeden basamaya başladı” şeklinde örtbas edildi ama sezon sonu
formalara yıldız ekleyebilen Nike’ın, potansiyel 4.yıldızın alınacağı bir
sezonda, formaları önce yıldızsız üretip daha sonra lig sıralamasına göre
yıldız basması daha doğru bir yaklaşım olacaktı.
Yeni gelen Dursun Özbek
yönetiminin de 4. yıldız rüzgarını iyi yönetebildiğini göremiyoruz. Ligimizin
kalitesine göre oldukça yüksek olan yayın geliri ve Şampiyonlar Ligi yayın
gelirlerine rağmen eksik bölgelere transfer yapılmadığını görüyoruz. Ayrıca kısa
bir süre futbol şubesinin başında kalabilen Cüneyt Tanman’ın da taraftarı
çıldırtacak açıklamaları, özellikle Sabri - Maxi Pereira kıyaslaması, kendi
sonunu hazırladı ve görevden ayrıldı. İlginç olan şey ise Cüneyt Tanman’ın
yerine, Dursun Özbek’in kardeşi Mehmet Özbek’in gelmesi oldu. UEFA Kupası ve
Süper Kupa’nın alındığı yıllardan, hatta 3. yıldızın takılıdığı 2001/2002
sezonundan da gördüğümüz üzere Galatasaray’da başarı bir türlü yönetilemiyor.
Giden oyunculara bakıldığında,
hepsinin yerinin rahatlıkla doldurulabileceğini görüyoruz. Fakat yetersiz kanat
rotasyonuna bakıldığında, Amrabat ve Bruma’dan birinin takımda kalması, 3
kulvarda yarışacak Galatasaray için kadro derinliği açısından daha yararlı
olurdu. Takımdan kiralık olarak ayrılıp Real Sociedad’a katılan Bruma için 1.9 milyon
€ kiralama ücreti alınırken, 7.5 milyon €’da satın alma opsiyonu bulunmakta.
Stoper mevkisi için de yetersiz
kadro derinliği bulunan Galatasaray’da, rotasyon oyuncusu olarak kadroda
tutulacak Dany bir çok maçta faydalı olabilirdi. Galatasaray adına kazançların
en büyüğü ise Aydın Yılmaz’ın takımdan ayrılması oldu. 2005/2006 sezonunda
Konyaspor’a attığı golün ekmeğini yıllarca yemesinin ardından, 2011/2012
sezonudaki performansı ile yine kendine kadroda yer bulan Aydın için, geç
kalınmış ayrılık nihayet bu sezon gerçekleşti. Kasımpaşa’da nasıl bir
performans sergileyeceği büyük bir merak konusu olsa da, tahminler Kasımpaşa’da
da barınamayacağı yönünde. Furkan Özçal ise bonservissiz alınarak, son 3
yıldaki kiralama ücretleriyle takıma 1.2 milyon € kazandırmış bir isim. Sözleşmeleri
biten Gökhan Zan ve Goran Pandev ile sözleşme yenilenmezken; Oğuzhan Kayar, Endoğan
Adili, Berk İsmail Ünsal ve Sercan Yıldırım kiralanan isimler oldu. Yine
kadrodaki forvet sayısının azlığından dolayı, Mancini’nin sıkça şans verdiği Berk
İsmail Ünsal kadroda tutulabilirdi.
Yekta ve Dzemaili’nin de kadroda
düşünülmeyen oyuncular olduğunu hatırlatalım.
Yabancı sınırının kalkmasıyla
birlikte iş yapabilecek ucuz yabancı oyuncular, hatta bir kaç tane de yıldız
oyuncu bekleyen Galatasaray Taraftarı’nın hevesi bu sezonluk kursağında kaldı
diyebiliriz. Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın yüksek profilli transferlerine sadece
Podolski ile az da olsa cevap verilebildi. Aşağıdaki tabloda kulübe katılan
oyuncuları görüyoruz.
Yeni transferlere baktığımızda
direk ilk 11’de oynayabilecek tek oyuncu olarak Lukas Podolski’yi görüyoruz.
Podolski için en ideal bölge 4-2-3-1 sistemindeki sol açık ve 4-3-3 sitemindeki
sol forvet pozisyonları olarak öne çıkıyor. Podolski ile ilgili geçmişteki en
büyük sıkıntı sezon içi devamlılığının olmaması. Podolski hakkında detaylı bir
yazıyı, blogda daha önce yazdığım Lukas
Podolski Galatasaray'da başlıklı yazıda okuyabilirsiniz.
Hazırlık maçlarındaki izlenimler
doğrultusunda Lionel Carole için çok yönlü ve futbolu çok iyi bilen bir oyuncu
olduğunu söyleyebiliriz, fundamental özellikleri de ayrıca Türkiye
ortalamasının çok üzerinde. Sezon ortasına doğru Carole için daha çok şey söyleyebiliriz
fakat şimdiden scouting ekibinin büyük başarısı olarak niteleyebiliriz.
Bilal Kısa ise yıllanmış şarap
misali Akhisar’daki çıkışının ardından, 32 yaşında tekrar İstanbul yolunu tuttu.
Kusursuz oyun görüşü, şut ve pas yetenekleri artıları olarak söylenebilirken,
fiziksel özellikleri ise eksi hanesine yazılabilir. Ama sezon içinde muhakkak etkili olacaktır, sonradan
oyuna girip 2-3 maç çözmesi bile şampiyonluk yolunda etkili olabilir.
Jem Karacan için şu an için
söylenebilecek tek şey, yabancı sınırı varken Football Manager serisinde
Türkiye’de takım çalıştıran oyuncuların vazgeçilmezlerinden biri olduğu
gerçeğidir. Oyundaki profilinden konuşacak olursak, stamina (dayanıklılık)
değerinin 20 üzerinden 20 olması savaşçı bir oyuncu olduğunu gösteriyor. Tabi
geçtiğimiz sezonun neredeyse tamamını sakat geçirmesi fiziksel özellikleri
konusunda da kafalarda soru işareti yaratıyor.
José Rodriguez ise geçtiğimiz
yılı Deportivo La Coruna kulübünde kiralık geçirmiş ve ilk 11’in istikrarlı
oyuncularından biri olmuştu. Bedelsiz bir şekilde Galatasaray’a transferi yine
bir transfer başarısı olarak görünüyor. José
Rodriguez’i, geleceği düşünerek yapılmış bir transfer olarak düşünmek daha
doğru olacaktır.
Kadroyu değerlendirmeden önce
Felipe Melo için de bir paragraf açmak gerekiyor. TT Arena’daki şampiyonluk
kutlamalarında sergilediği mutsuz tavırları, Türkiye Kupası Finali’nde Sabri
Sarıoğlu ile kavgası ve sezonun başlamasına 2 gün kalana dek çıkan transfer
haberleri ile Galatasaray’da geçtiğimiz 2 aya damgasını vuran isim Felipe Melo’dan
başkası değildi. İşin ilginç yanı ise kulübü bu kadar zor duruma düşüren Melo
ile 2019 yılı sonuna kadar sürecek yıllık garanti 2.6 milyon €’luk uzun bir
sözleşme imzalanması oldu. Sözleşmede, “taraflar her sezon sonunda sözleşmeyi
tek taraflı olarak feshetme hakkına sahiptir” gibi bir madde olması da
aslında çok ilginç. Bu maddeyle kulüp “gelecek için oyuncuya inanmıyorum ama
başka birini bulamazsam oynatırım” derken, Melo ise “daha iyi bir sözleşme
bulamazsam Galatasaray’da kalırım” diyor. Burada Felipe Melo’yu gerçekten
tebrik etmek lazım, çünkü Galatasaray’ı istediği gibi yönlendirdi, kontratı
kaptı; Galatasaray yönetimi ise beceriksizliklerine yeni bir halka daha eklemiş
oldu. Olaya sportif açıdan baktığımızda, Galatasaray yönetimi Melo’dan daha iyi
bir oyuncu alabilecek vizyona sahip olmadığı için, Melo’nun kalması tüm
beceriksizliklere rağmen isabet oldu diyebiliriz. Melo’nun kalması ayrıca 4
yıllık iskeletin de bozulmaması anlamına geliyor.
Yeni transferlere değindikten
sonra, önümüzdeki sezonun kadro yapısını görmek için takımdaki oyuncuları göz
atalım:
Kaleci: Fernando Muslera, Eray İşçan, İsmail Çipe
Sağ Bek: Sabri Sarıoğlu, Tarık Çamdal*
Sol Bek: Alex Telles, Lionel Carole, Hakan Balta*, Tarık Çamdal,
Olcan Adin*
Stoper: Semih Kaya, Aurelien Chedjou, Koray Günter, Hakan Balta
Merkez Defansif Orta Saha: Felipe Melo, Selçuk İnan, José Rodriguez,
Hamit Altıntop, Jem Karacan, Bilal Kısa*, Emre Çolak*
Merkez Ofansif Orta Saha: Wesley Sneijder, Emre Çolak, Bilal Kısa
Sağ Kanat: Yasin Öztekin*, Sinan Gümüş*, Olcan Adin, Umut Bulut*
Sol Kanat: Lukas Podolski*, Yasin Öztekin, Olcan Adin*
Forvet: Burak Yılmaz, Umut Bulut, Lukas Podolski, Sinan Gümüş
(Yanında * bulunan isimler birden
fazla pozisyon için değerlendirilmiş oyunculardır)
Kalede Fernando Muslera’nın
varlığı güven verse de, yedek kaleci anlamında çok büyük yetersizlik görüyoruz.
Son günlerde çıkan Cenk Gönen haberleri doğru çıkarsa Galatasaray yedek kaleci
anlamında da sıkıntı yaşamaz ve sorunsuz bir kaleci rotasyonuna sahip olur. Şu
an için konuşacak olursak 1 yedek kaleci transferinin şart olduğunu görüyouz.
Sağ Bek pozisyonunu
incelediğimizde oyuncuların uluslararası seviyenin oyuncuları olmadığını
görüyoruz. Sezon öncesi Sabri’yle yapılan sözleşme ve maaşındaki büyük artış da
taraftarın tepkisini çeken diğer bir konu. Sağ bek pozisyonuna da bir tane üst
düzey oyuncu gerekiyor. Maxi Pereira, Glen Johnson ve Dani Alves gibi
sözleşmesi biten oyuncuları kaçırdıktan sonra, artık bonservisi olan oyunculara
yönelecek olan Galatasaray’da ucuz ve kaliteli sağ bek treni kaçmış gibi
görünüyor.
Sol Bek pozisyonu Galatasaray
için problemin olmadığı bölgelerden biri. Başta Alex Telles olmak üzere, Carole ve diğer oyuncularla birlikte geniş
bir rotasyon bulunmakta.
Stoper bölgesinde ise hem nicelik
hem de nitelik anlamında eksik bulunmakta. Geçen sezonu şampiyonluk yarışı
içindeki takımlar arasında en çok gol yiyen takım olarak tamamlayan Galatasaray’da
stoper bölgesine lider özellikli ve yüksek profilli bir oyuncu alınması
gerekiyordu. Geçtiğimiz yılki Şampiyonlar Ligi maçlarını da düşündüğümüzde
stoper transferinin ne kadar olmazsa olmaz olduğunu daha kolay
söyleyebiliyoruz. Şu an için baktığımızda stoper bölgesine de 1 transfer gerekiyor.
Felipe Melo’nun da takımda
kalmasıyla Galatasaray’ın sıkıntı yaşamayacağı diğer bir bölge de 4-2-3-1
sistemindeki 2’li. Son 4 yılı Melo – Selçuk ikilisiyle geçiren Galatasaray,
önümüzdeki yıl da bu ikiliyi bozmayacak. Alternatif olarak da bir çok oyuncunun
bulunduğu bu bölgede gayet yeterli bir kadro derinliği bulunmakta.
Merkez ofansif orta saha
bölgesinde Sneijder gibi bir yıldıza sahip olan Galatasaray’da, Bilal ve Emre Çolak’ın kadro derinliği
açısından yeterli olduğunu söyleyebiliriz. Hatta Podolski bile zaman zaman bu
bölgede kullanılabilir.
Sol kanat pozisyonunda Lukas
Podolski öne çıkarken, bu bölgede yedek oyuncu anlamında sıkıntı yaşanabilir.
Yasin’in de sağ kanatta oynayacağını düşünürsek bu bölge için Olcan yedek
oyuncu olarak düşünülebilir. Emre Çolak ve Alex Telles’i de zaman zaman bu
bölgede gördük ama ikisi de sol kanat için yeterli oyuncular değil.
Sağ kanatta ise geçtiğimiz yıl
sol kanatta harikalar yaratan Yasin Öztekin’i görüyoruz. Bu bölgede de rahatlıkla
oynayabilecek Yasin için en verimli pozisyonu sol kanat olarak söylemek yanlış
olmaz. Sol kanatta oynarken topu içe çekip kendine şut fırsatları yaratan Yasin’in,
sağ kanatta soldaki kadar verimli olmayacağı düşüncesindeyim. Yedek oyuncu
olarak da Sinan Gümüş, Olcan ve Umut Bulut’u görüyoruz bu bölgede. Yazının başında
da belirttiğim gibi Amrabat ve Bruma’nın ikisinin birden ayrılması kanat
oyuncusu rotasyonunda büyük sıkıntılar çıkaracaktır, o yüzden bir tane üst
düzey oyuncu da sağ kanat pozisonuna gerekiyor. Böylelikle Yasin Öztekin ve
Podolski üzerindeki yük de hafifleyecektir.
Forvet bölgesi ise Galatasaray
için adeta kanayan yara. Top kontrolü ve kafa vuruşu olmayan Burak Yılmaz bu
bölgede ilk tercih olarak göze çarpıyor. Yedeği Umut ise Burak’tan da beter. Sinan
Gümüş’e bu bölgede şans verilmesi durumunda ise Burak’tan ve Umut’tan daha iyi
performans sergileyebileceği düşüncesindeyim. Şampiyonlar Ligi oynayacak
Galatasaray’da forvet bölgesine 1 tane üst düzey transfer gerekiyor.
İbrahimoviç iddialarının ve taraftar da beklentinin oluştuğu bu transfer
sezonunda en olmazsa olmaz transferlerden biri forvet transferi olacaktır. Burak
oynadığı zaman hücumda top tutup takımı rahatlatamadığı gibi, kendisine gelen
topları da ayağından 3-4 m açarak ancak kontrol edebiliyor. Umut Bulut’un ise
oyun zekası her yıl azalıyor. Normalde futbolcuların yaşlandıkça fiziksel
özellikleri düşüp mental özellikleri gelişirken, Umut için hem fiziksel hem de
mental özelliklerinin düştüğünü söyleyebiliyoruz. Geçtiğimiz yıl Hamza Hoca’nın
facia tercihlerinden biri de Umut’u sağ kanatta oynatmaktı, zaten sonuçlar da
ne kadar başarısız bir tercih olduğunu gözler önüne çıkardı. Forvet bölgesini
değerlendirdiğimizde çıkan sonuç bir tane çok kaliteli transfer yapılması
gerekliliği olarak göze çarpıyor.
Eldeki mevcut kadroya bakılınca
transfer gereken bölgeler; yedek kaleci, sağ bek, stoper, sağ kanat ve forvet
olarak göze çarpıyor.
Hamza Hamzaoğlu 4-2-3-1 sistemini
benimsemiş bir hoca. Bu sistemi de göz önünde bulundurunca, eldeki oyuncularla
en ideal kadro aşağıdaki gibi olacaktır.
Geçtiğimiz sezon gelen
şampiyonluk hem hocanın hem de yönetimin yanlış çıkarımlar yaptığını
gösteriyor. Şampiyon olan bir takım olarak, Podolski hariç sadece rotasyon
oyuncuları alarak geçirilen bir transfer sezonu yaşıyoruz. Kaldı ki Podolski
olmasaydı da Yasin sol kanatta zaten çok etkili bir isimdi. Eğer sağ kanat için
bir oyuncu transfer edilmeyecekse, Podolski transferi yerine eli yüzü düzgün
bir sağ kanat oyuncusu almış olmak daha mantıklı bir hamle olacaktı. Galatasaray’ın
şu halinin bile Türkiye Ligi için 5 tane iyi oyuncuya ihtiyacı varken,
Şampiyonlar Ligi’nde çekilecek zor bir grupta Galatasaray’ın şansının olduğunu
düşünmüyorum. Kura şansı çok yüksek bir takım Galatasaray ama geçtiğimiz yılki
Anderlecht maçları, Şampiyonlar Ligi’nde her maçın zor olduğunu bir kez daha
gözler önüne sermişti.
Bursaspor karşısındaki Süper Kupa
Finali’nde yine oyun olarak sahaya bir şey koyamayan Galatasaray, biraz kaleci
hatası, biraz defans hatası ve biraz da Yasin’in yeteneğiyle kilidi açıp kupayı
almıştı. Süper Kupa maçındaki kötü oyun, taraftarın umutsuzluğa kapılmasına
sebebiyet verdi. Geçtiğimiz yıldan beri süre gelen bu kötü futbol devam ederse
Galatasaray’ı iyi günlerin beklemediğini söylemek pek de yanlış olmaz.
Önümüzdeki sezon Galatasaray adına belirleyici performanlar yine Muslera ve Sneijder’in
performansları olacaktır.
Geçtiğimiz sezonla bu sezonu
kıyaslarsak Galatasaray’ın rakiplerinin daha güçlü olduklarını, Galatasaray’ın
ise yerinde saydığını görüyoruz. Yaptığı 10 transferle Fenerbahçe bu sezonun
favorisi gibi görünüyor. Beşiktaş ise yaptığı nokta transferlere rağmen stad
konusundaki belirsizlikten dolayı yine 3.lük adayı. Galatasaray saha içinde
takım olmayı başarır, gereken takviyelerden de bazıları yapılırsa ligde
Fenerbahçe ile zirve yarışı yapar, ama Avrupa’da bu sezon Galatasaray’ın çok
iyi sonuçlar alamayacağı düşüncesindeyim.
Yazıyı herkese keyifli bir futbol
sezonu dileyerek noktalıyorum.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder