“Değişmeyen tek şey değişimin
değişimin kendisidir demiş”, Heraklitos. Yaklaşık 2500 yıl sonra ise Hamza
Hamzaoğlu Heraklitos’un bu sözünün doğru olmadığını biz futbolseverlere
gösterdi. Kendisi göreve geldiğinden beri değişen hiç bir şey yok; kötü futbol ve
saha içi organizasyonsuzluk tam gaz devam ediyor. Skorlar yanıltıcı olabilir,
4-1’lik galibiyet güzel bir sonuç olabilir ama bireysel yetenekler ve rakibin
bireysel hataları olmasa Galatasaray en fazla 1 puan alabilirdi Konyaspor
karşısında.
Konyaspor’a bakınca, eksiklikleri
olsa da maçın belli bölümlerinde sakince top çevirdiğini, rakip yarı sahaya
organize bir şekilde geçebildiğini gördük. Galatasaray’da ise yine oyuncuların
anlık tercihleri organize olmayan paslaşmaların sebebiydi. Selçuk takımdaki sistemsizlik
sebebiyle o kadar saçma yerlerde topla buluştu ki, kendisinin yerinde Xavi olsa
dün ancak Selçuk kadar oynardı.
Hamza Hoca’nın 4-4-2 ısrarını
anlamak mümkün değil, Hoca resmen kendi ayağına sıkıyor. Konyaspor’un bireysel
oyuncu kalitesi biraz iyi olsa dün sahada tam tersi bir sonuç olabilirdi. Hatta
Kaya o saçma golü yemese, Galatasaray adına sancılı bir haftaya daha
girilebilirdi.
Hamza Hoca’nın Sneijder’i solda,
Podolski’yi sağda kullanması ve Umut’u ilk 11’de başlatması aklın mantığın
aldığı şeyler değil. Sneijder’in ve Podolski’nin hangi bölgelerde daha verimli
oynadığını, tarihi çok da eskilere dayanmayan bu blogda defalarca yazdım.
Galatasaray adına geçen hafta
olduğu gibi bu hafta da maçın en iyisi, yine bunu yazdığıma inanamıyorum ama Sabri
Sarıoğlu’ydu. Zaten takımın durumu burdan anlaşılabilir. Sneijder 2 gol attı
ama oynadığı pozisyon itibariyle etkili olması beklenemezdi; zaten golleri de
rakibin oyun disiplinin kaybolduğu, kendi yarı sahasında eksik yakalandığı
dakikalarda buldu. Burak Yılmaz yine çok etkili değildi ama golü buldu. Poldi ise
oynadığı pozisyon ve bir Alman olarak hayatında başka yerde göremeyeceği
sistemsizlik nedeniyle sahada yokları oynadı. Melo’nun ise kafasının karışık
olduğu her halinden belli, konsantrasyon problemleri yaşadığı çok açık. Carole
iyi başladı ama basit iki faulden sonra aldığı iki sarı kartla oyundan atıldı. Pozisyonların
ikisi de sarı kart verilebilecek pozisyonlar ama verilmese de kimsenin bir şey
diyebileceği pozisyonlar değil. Oynadığı süre içinde gördüğüm kadarıyla takıma
katkı olarak Carole şu an Telles’in önünde. Stoperde Chedjou yine iyiydi ve
Hakan Balta da yine dengeli bir oyun oynadı. Chedjou’nun sakatlığı sonrası
oyuna giren Semih Kaya ise kesinlikle hazır değil. Eğer Denayer ilk 11 oyuncusu
olacaksa Galatasaray’da; Semih, Hakan Balta’nın ardından 4.stoper konumuna
düşer. Fatih Terim’in ilk 11 oynatmaya başladığı 2011/2012 sezonunda beri
üzerine koyamadı Semih.
Transferde son 2 güne girilmesine
rağmen, gerekli bölgelere hâlâ transferler yapılmadı. Denayer ve Cenk Gönen
transferleri yapıldı ama, Cenk zaten yedek kaleci olacak. Denayer ise
potansiyelli bir oyuncu ama iyi oynarsa seneye bizde olmaz, kötü oynarsa zaten
katkısı olmaz. Satın alma opsiyonsuz oyuncu kiralanacaksa, yaş olarak 27-30 arası
ne yapacağı az çok belli oyuncular kiralamak daha doğru hamleler olacaktır.
Diğer türlü yapacağımız iş Manchester City’ye oyuncu yetiştirmekten farksız
olacaktır.
Sonuç olarak yine kötü oyun,
bireysel performansların kazandırdığı bir galibiyet ve sistemsizlik. Transferin
bitmesine 2 gün kala düzgün takviyelerin yapılacağına inanmıyorum. 4-1’lik
galibiyete rağmen, yine geçen hafta dediğim gibi “Tünelin Sonunda Işık
Görünmüyor.”

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder