30 Ağustos 2015 Pazar

Heraklitos'a karşı Hamza Hoca, Torku Konyaspor 1- 4 Galatasaray

“Değişmeyen tek şey değişimin değişimin kendisidir demiş”, Heraklitos. Yaklaşık 2500 yıl sonra ise Hamza Hamzaoğlu Heraklitos’un bu sözünün doğru olmadığını biz futbolseverlere gösterdi. Kendisi göreve geldiğinden beri değişen hiç bir şey yok; kötü futbol ve saha içi organizasyonsuzluk tam gaz devam ediyor. Skorlar yanıltıcı olabilir, 4-1’lik galibiyet güzel bir sonuç olabilir ama bireysel yetenekler ve rakibin bireysel hataları olmasa Galatasaray en fazla 1 puan alabilirdi Konyaspor karşısında.

Konyaspor’a bakınca, eksiklikleri olsa da maçın belli bölümlerinde sakince top çevirdiğini, rakip yarı sahaya organize bir şekilde geçebildiğini gördük. Galatasaray’da ise yine oyuncuların anlık tercihleri organize olmayan paslaşmaların sebebiydi. Selçuk takımdaki sistemsizlik sebebiyle o kadar saçma yerlerde topla buluştu ki, kendisinin yerinde Xavi olsa dün ancak Selçuk kadar oynardı.

Hamza Hoca’nın 4-4-2 ısrarını anlamak mümkün değil, Hoca resmen kendi ayağına sıkıyor. Konyaspor’un bireysel oyuncu kalitesi biraz iyi olsa dün sahada tam tersi bir sonuç olabilirdi. Hatta Kaya o saçma golü yemese, Galatasaray adına sancılı bir haftaya daha girilebilirdi.

Hamza Hoca’nın Sneijder’i solda, Podolski’yi sağda kullanması ve Umut’u ilk 11’de başlatması aklın mantığın aldığı şeyler değil. Sneijder’in ve Podolski’nin hangi bölgelerde daha verimli oynadığını, tarihi çok da eskilere dayanmayan bu blogda defalarca yazdım. 


Galatasaray adına geçen hafta olduğu gibi bu hafta da maçın en iyisi, yine bunu yazdığıma inanamıyorum ama Sabri Sarıoğlu’ydu. Zaten takımın durumu burdan anlaşılabilir. Sneijder 2 gol attı ama oynadığı pozisyon itibariyle etkili olması beklenemezdi; zaten golleri de rakibin oyun disiplinin kaybolduğu, kendi yarı sahasında eksik yakalandığı dakikalarda buldu. Burak Yılmaz yine çok etkili değildi ama golü buldu. Poldi ise oynadığı pozisyon ve bir Alman olarak hayatında başka yerde göremeyeceği sistemsizlik nedeniyle sahada yokları oynadı. Melo’nun ise kafasının karışık olduğu her halinden belli, konsantrasyon problemleri yaşadığı çok açık. Carole iyi başladı ama basit iki faulden sonra aldığı iki sarı kartla oyundan atıldı. Pozisyonların ikisi de sarı kart verilebilecek pozisyonlar ama verilmese de kimsenin bir şey diyebileceği pozisyonlar değil. Oynadığı süre içinde gördüğüm kadarıyla takıma katkı olarak Carole şu an Telles’in önünde. Stoperde Chedjou yine iyiydi ve Hakan Balta da yine dengeli bir oyun oynadı. Chedjou’nun sakatlığı sonrası oyuna giren Semih Kaya ise kesinlikle hazır değil. Eğer Denayer ilk 11 oyuncusu olacaksa Galatasaray’da; Semih, Hakan Balta’nın ardından 4.stoper konumuna düşer. Fatih Terim’in ilk 11 oynatmaya başladığı 2011/2012 sezonunda beri üzerine koyamadı Semih.

Transferde son 2 güne girilmesine rağmen, gerekli bölgelere hâlâ transferler yapılmadı. Denayer ve Cenk Gönen transferleri yapıldı ama, Cenk zaten yedek kaleci olacak. Denayer ise potansiyelli bir oyuncu ama iyi oynarsa seneye bizde olmaz, kötü oynarsa zaten katkısı olmaz. Satın alma opsiyonsuz oyuncu kiralanacaksa, yaş olarak 27-30 arası ne yapacağı az çok belli oyuncular kiralamak daha doğru hamleler olacaktır. Diğer türlü yapacağımız iş Manchester City’ye oyuncu yetiştirmekten farksız olacaktır.

Sonuç olarak yine kötü oyun, bireysel performansların kazandırdığı bir galibiyet ve sistemsizlik. Transferin bitmesine 2 gün kala düzgün takviyelerin yapılacağına inanmıyorum. 4-1’lik galibiyete rağmen, yine geçen hafta dediğim gibi “Tünelin Sonunda Işık Görünmüyor.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder