12 Eylül 2015 Cumartesi

Sabır, Sabır, Ya Sabır, Galatasaray 1 - 1 Mersin İdman Yurdu

Maçla ilgili yazmaya başlamadan önce tüm Galatasaray taraftarlarına Yavuz Çetin’in muhteşem sololarıyla Göksel’e eşlik ettiği “Sabır” adlı şarkıyı armağan ediyorum ve ben de bu şarkı eşliğinde yazmaya başlıyorum.



Podolski’nin sağ kanatta verimsiz olduğunu, ideal pozisyonunun sol kanat (sol forvet) olduğunu ben her hafta yazmaktan sıkıldım, Hamza Hoca ise Poldi’yi sağda oynatmaktan sıkılmadı. Oyuncu yerleşimleri ile ilgili maç başlayınca yaptığım ilk yorum bu oldu. Maç başladığında ise gördük ki saha içi organizasyonlar anlamında milli takım arası da ilaç olmamış. Yaklaşık 1 yıldır takımın başında olup, 1 devre arası 1 de sezon öncesi kampı geçiren bir hocanın takımı bu kadar dağınık oynayamaz, eğer oynuyorsa kimse o takımın başındaki isme hocadır demesin. Takım savunması o kadar dağınık ki, halı sahada bile böylesine kötü bir savunma anlayışı görmedim. Hücum anlamında ise Galatasaray’ın işi yıldız oyuncularının bireysel becerilerine veya rakibin bireysel hatalarına kalmış durumda. Bir önceki lig maçında da Konyaspor kalecisinin yaptığı büyük hata maçın kopmasına sebebiyet vermişti. Bugün ise Mersin İdman Yurdu kalecisi Zülfikar’ın iyi performansı ve rakibin bireysel hata yapmaması Galatasaray’ın maçı koparmasına engel oldu.

Oyuncu değişiklikleri ise Hamza Hoca’nın sınıfta kaldığı bir başka konu. Oyundan çıkana kadar takımın en iyi ve isabetli pasörü olan Jose Rodriguez’in çıkması hataydı. Ayrıca Yasin ve Podolski gibi hem dribbling hem de şut kabiliyetleri üst düzey olan iki oyuncunun da çıkarılması aklı başında bir futbol adamının yapacağı işler değil.

Kendim dahil tüm Türk Vatandaşlarına da seslenmek istiyorum blog aracılığıyla. Ülke olarak kimse umutsuzluğa düşmesin, “Burak Yılmaz’ın Galatasaray ve Milli Takım santrforu olduğu yerde herkes her işi yapabilir, her türlü başarıyı yakalayabilir”. Yıllardır imkanlarım dahilinde izleyebileceğim tüm maçları izledim, mahallede yolda yapılan maçlardan en güzel halı sahalara kadar imkanlar dahilinde yüzlerce maç yaptım, çok yeteneksiz futbolcular, arkadaşlar gördüm ama Burak Yılmaz gibi bir yeteneksiz hayatımda görmedim. Podolski’nin attığı golde, Burak topu kontrol edip servis yapmalıydı ama yapamadı, tamamen tesadüfler sonucu top Podolski’nin önüne düştü ve Poldi de en iyi yaptığı işi yaptı. Söz konusu Burak olunca sahadaki yanlışları yazmak maalesef tek bir aksiyonu anlatmakla bitmiyor. Skorda beraberlik yakalanmışken önce Podolski’nin vuracağı topta Poldi’nin önünü kapattı sonra da aynısını Selçuk İnan’a yaptı. Kaçırdığı golleri ise anlatmaya gerek görmüyorum çünkü son iki sezonda Burak’ın en iyi yaptığı şeyler rakibe faul yapmak ve gol kaçırıp başını ellerinin arasına almaktan başka şeyler değil.

Hamza Hoca geldiğinden beri takımda ne bir oyun felsefesi ne de bir oyun planı var. Şu an problem oyuncuların kalitesi veya yeterliliği olmaktan çıkmış durumda. Galatasaray yönetimine transfer yapamadı diye çok kızıldı ama gelinen noktada transferler yapılmış olsaydı da takım bu hocayla bundan daha iyi oynayamazdı. Selçuk İnan’ın gördüğü basit kırmızı kartı da Tita’nın yaptığı harekete değil saha içindeki çaresizliğe bağlıyorum. Selçuk yerine Xavi oynasa bugün oynanan oyun bundan farklı olmazdı.

Ligin ilk 4 maçında nispeten kolay rakiplere karşı 7 puan kaybeden bir takımın şampiyonluk yarışı içinde olabileceğini düşünmüyorum. Salı günkü Atletico Madrid maçında aynı oyun devam ederse, ki 3 günde bir şeylerin değişeceğini sanmıyorum, Yılmaz Vural’ın Elazığspor’un başındayken yaptığı efsane yorumdaki hadisenin Galatasaray’ın başına geleceğini düşünüyorum.


Yazıyı okurken şarkıyı dinlediyseniz, nakaratta Göksel’in sabır, sabır, ya sabır dedikten sonra “ belki de akıllanır” dediğini duydunuz. Şarkı kime yazıldı, yazılan kişi daha sonra akıllandı mı bilmiyorum ama Hamza Hoca’nın her hafta taraftara ya sabır çektirmesinden sonra akıllanacağını düşünmüyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder