Maç öncesi Galatasaray
taraftarlarına Atletico Madrid’in 2 - 0’lık galibiyetini kabul eder misiniz
diye sorulsa, tahminimce büyük çoğunluk bu skoru kabul ederdi. Maçın 2 - 0
bitmesinin, farkın daha fazla açılmamasının sebebini, Atletico’nun skoru
koparıp kendisini daha fazla yormak istememesi olarak görüyoruz. Zaten
Atletico’yu Real ve Barca gibi takımlardan ayıran özelliklerden biri de skor
avantajını yakaladıktan sonra oyunu kendi kontrolüne alıp rakibi uyutarak maçı
bitirmesidir. Bugün Real Madrid veya Barca’ya, hatta eski Manchester United vari bir takıma karşı
oynansa skor en az 5-0 olurdu, çünkü bu saydığım takımların rakibe acıması hiç
bir zaman olmadı.
İşin teknik kısmına çok girmeye
gerek yok ama maçın başındaki saçma dizilişin skorun erken kopmasında etkili
olduğunu söyleyebiliriz. Podolski’nin sağda, Sneijder’in solda oynamasının hem
oyuncuların bireysel performansına hem de takımın geneline olumsuz yansıdığını
her yazımda dile getiriyorum.
Bugün bir kez daha gördük ki
Şampiyonlar Ligi seviyesi çok farklı bir seviye. Hocasından futbolcusuna bu
seviyede başarılı olmak için, kesinlikle farklı olmak, taktiksel ve fiziksel
anlamda kusursuz olmak gerekiyor. Futbolcu kalitesi, bu taktiksel ve fiziksel
özelliklerin ardından belirleyici unsur haline geliyor Şampiyonlar Ligi’nde. Galatasaray
kadrosuna baktığımızda hem taktiksel hem fiziksel eksikler görüyoruz, bunlara
ek olarak futbolcu kalitesindeki yetersizlik de geçen yılki ve bu sezonun ilk
maçındaki kötü skorların en temel sebebi olarak görünüyor.
Şampiyonlar Ligi’ndeki bu kötü
performansın Muslera’nın uluslararası kariyerine de zarar verdiğini
düşünüyorum. 2013-2014 sezonu ardından Avrupa’nın gözde kalecileri arasında
değerlendirilebilecek Muslera için, global anlamda aynı şeyleri bugün söylemek
neredeyse imkansıza yakın bir hale gelmiş durumda. Aynı durum Sneijder için de
geçerli ama Wesley kariyerinin zirvesini daha önce oynadığı takımlarda yaşamış
olduğu için sürekli kaybetmenin etkisi kariyer anlamında Muslera da olduğundan
daha az olacaktır. Hazır Sneijder demişken, bugün sahada isyan eden tek
futbolcunun da Sneijder olduğunu vurgulamak gerekiyor. Takımda kendisinden eski
bir çok oyuncu varken, gerçek Galatasaraylı gibi görünen tek isim Sneijder’di.
Bu maçın ardından taktiksel
anlamda çıkarılabilecek derslerden biri de sağ kanadın Denayer - Yasin
ikilisine teslim edilmesi gerekliliğidir. İkinci yarıda birlikte oynayan bu
ikili Türkiye Ligi’nde iş yapar, Şampiyonlar Ligi’nde de sırıtmaz.
Yazıyı bitirmeden önce de
klasikleşen Burak Yılmaz eleştirilerine bir paragraf açalım. Anlamadığım şey
şu, rakip oyuncu arkandayken top da sana gelirken, neden rakibe faul yaparsın?
Topuk pası yaparken topu diğer ayağına çarptırmayı nasıl başarırsın? 2m
önündeki Sneijder şut pozisyonundayken neden pas atamazsın? Şu dünyada
anlayamadığım iki şey Hamza Hoca’nın Galatasaray teknik direktörü olması,
Burak’ın ise Galatasaray’ın santrforu olmasıdır.
Atletico maçının ardından lige
Trabzon deplasmanında devam edecek Galatasaray için, hafta sonu alınacak olası
mağlubiyetin ardından dengeler bozulabilir, “Denge Dengeoğlu” ile ilgili
enteresan kararlar alınabilir. Maçın sonlarına doğru gelen “yönetim istifa”
sesleri de Galatasaray’da dengelerin bozulmaya başladığının en büyük
göstergesi. Bu savımı Bobby Robson’ın aşağıdaki sözleriyle destekliyor ve
yazıyı burada noktalıyorum.
"Eğer beyaz
mendiller sizin için sallanıyorsa fazla endişelenmeyin, başkanınız size sahip
çıkar. Ancak beyaz mendiller başkan için sallanıyorsa siz en iyisi mi yeni bir
yer bulun"

Galatasaray'ın oyunun da hocanın tercihlerinin de savunulacak bir yanı yok ama sürekli olarak Atletico kasmadı, 2'de bıraktı veya kendini yormak istemedi tarzı yorumları yadırgıyorum. Birincisi futbol denen dünyada artık acıma diye birşey kalmadı. Bir takımın elinde 5-6 gol atacak imkanı varken kimse bu şansı tepmez. Çok gol atmayla da hiçbir takım yorulmaz. İşin gerçeği Atletico'nun hücum zenginliği bir Barça veya bir Real ile kıyas edilemez. Adamlar tamamen savunma disiplini üzerine bir futbol inşa etmişler ve daha fazla gol için yüklenerek bu disiplini bozmak istemiyorlar. Real'de filan böyle bir endişe yok. Ben 1 yersen anında 2 sallarım diyor ama Atletico hücum kalitesine bu kadar güvenmediği için skoru tutmayı daha realist buluyor.
YanıtlaSiltakımların oyun karakterleri vardır. atletico 5 tane atmak zorunda olsaydı atardı. ama ihtiyacı yoktu, lüzumu da yoktu. geçen seneye nazaran daralan kadrosunda ani bir lif atması, çarpışmadan kaynaklanan sakatlık olsa atacağı 5 golün zorlu lig maratonunda atletico'ya faydası olmazdı. o yüzden 2 golde bıraktı.
YanıtlaSilBu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSil