16 Eylül 2015 Çarşamba

Perşembenin Gelişi Çarşambadan Bellidir, Galatasaray 0 - 2 Atletico Madrid


Maç öncesi Galatasaray taraftarlarına Atletico Madrid’in 2 - 0’lık galibiyetini kabul eder misiniz diye sorulsa, tahminimce büyük çoğunluk bu skoru kabul ederdi. Maçın 2 - 0 bitmesinin, farkın daha fazla açılmamasının sebebini, Atletico’nun skoru koparıp kendisini daha fazla yormak istememesi olarak görüyoruz. Zaten Atletico’yu Real ve Barca gibi takımlardan ayıran özelliklerden biri de skor avantajını yakaladıktan sonra oyunu kendi kontrolüne alıp rakibi uyutarak maçı bitirmesidir. Bugün Real Madrid veya Barca’ya, hatta  eski Manchester United vari bir takıma karşı oynansa skor en az 5-0 olurdu, çünkü bu saydığım takımların rakibe acıması hiç bir zaman olmadı.

İşin teknik kısmına çok girmeye gerek yok ama maçın başındaki saçma dizilişin skorun erken kopmasında etkili olduğunu söyleyebiliriz. Podolski’nin sağda, Sneijder’in solda oynamasının hem oyuncuların bireysel performansına hem de takımın geneline olumsuz yansıdığını her yazımda dile getiriyorum.

Bugün bir kez daha gördük ki Şampiyonlar Ligi seviyesi çok farklı bir seviye. Hocasından futbolcusuna bu seviyede başarılı olmak için, kesinlikle farklı olmak, taktiksel ve fiziksel anlamda kusursuz olmak gerekiyor. Futbolcu kalitesi, bu taktiksel ve fiziksel özelliklerin ardından belirleyici unsur haline geliyor Şampiyonlar Ligi’nde. Galatasaray kadrosuna baktığımızda hem taktiksel hem fiziksel eksikler görüyoruz, bunlara ek olarak futbolcu kalitesindeki yetersizlik de geçen yılki ve bu sezonun ilk maçındaki kötü skorların en temel sebebi olarak görünüyor.

Şampiyonlar Ligi’ndeki bu kötü performansın Muslera’nın uluslararası kariyerine de zarar verdiğini düşünüyorum. 2013-2014 sezonu ardından Avrupa’nın gözde kalecileri arasında değerlendirilebilecek Muslera için, global anlamda aynı şeyleri bugün söylemek neredeyse imkansıza yakın bir hale gelmiş durumda. Aynı durum Sneijder için de geçerli ama Wesley kariyerinin zirvesini daha önce oynadığı takımlarda yaşamış olduğu için sürekli kaybetmenin etkisi kariyer anlamında Muslera da olduğundan daha az olacaktır. Hazır Sneijder demişken, bugün sahada isyan eden tek futbolcunun da Sneijder olduğunu vurgulamak gerekiyor. Takımda kendisinden eski bir çok oyuncu varken, gerçek Galatasaraylı gibi görünen tek isim Sneijder’di.

Bu maçın ardından taktiksel anlamda çıkarılabilecek derslerden biri de sağ kanadın Denayer - Yasin ikilisine teslim edilmesi gerekliliğidir. İkinci yarıda birlikte oynayan bu ikili Türkiye Ligi’nde iş yapar, Şampiyonlar Ligi’nde de sırıtmaz.

Yazıyı bitirmeden önce de klasikleşen Burak Yılmaz eleştirilerine bir paragraf açalım. Anlamadığım şey şu, rakip oyuncu arkandayken top da sana gelirken, neden rakibe faul yaparsın? Topuk pası yaparken topu diğer ayağına çarptırmayı nasıl başarırsın? 2m önündeki Sneijder şut pozisyonundayken neden pas atamazsın? Şu dünyada anlayamadığım iki şey Hamza Hoca’nın Galatasaray teknik direktörü olması, Burak’ın ise Galatasaray’ın santrforu olmasıdır.

Atletico maçının ardından lige Trabzon deplasmanında devam edecek Galatasaray için, hafta sonu alınacak olası mağlubiyetin ardından dengeler bozulabilir, “Denge Dengeoğlu” ile ilgili enteresan kararlar alınabilir. Maçın sonlarına doğru gelen “yönetim istifa” sesleri de Galatasaray’da dengelerin bozulmaya başladığının en büyük göstergesi. Bu savımı Bobby Robson’ın aşağıdaki sözleriyle destekliyor ve yazıyı burada noktalıyorum.

"Eğer beyaz mendiller sizin için sallanıyorsa fazla endişelenmeyin, başkanınız size sahip çıkar. Ancak beyaz mendiller başkan için sallanıyorsa siz en iyisi mi yeni bir yer bulun"


3 yorum:

  1. Galatasaray'ın oyunun da hocanın tercihlerinin de savunulacak bir yanı yok ama sürekli olarak Atletico kasmadı, 2'de bıraktı veya kendini yormak istemedi tarzı yorumları yadırgıyorum. Birincisi futbol denen dünyada artık acıma diye birşey kalmadı. Bir takımın elinde 5-6 gol atacak imkanı varken kimse bu şansı tepmez. Çok gol atmayla da hiçbir takım yorulmaz. İşin gerçeği Atletico'nun hücum zenginliği bir Barça veya bir Real ile kıyas edilemez. Adamlar tamamen savunma disiplini üzerine bir futbol inşa etmişler ve daha fazla gol için yüklenerek bu disiplini bozmak istemiyorlar. Real'de filan böyle bir endişe yok. Ben 1 yersen anında 2 sallarım diyor ama Atletico hücum kalitesine bu kadar güvenmediği için skoru tutmayı daha realist buluyor.

    YanıtlaSil
  2. takımların oyun karakterleri vardır. atletico 5 tane atmak zorunda olsaydı atardı. ama ihtiyacı yoktu, lüzumu da yoktu. geçen seneye nazaran daralan kadrosunda ani bir lif atması, çarpışmadan kaynaklanan sakatlık olsa atacağı 5 golün zorlu lig maratonunda atletico'ya faydası olmazdı. o yüzden 2 golde bıraktı.

    YanıtlaSil
  3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil